Ruhumun zulalarını patlatırken bir bir Eros'un hergeleleri, Lodos son kanını akıtmıştı ucu yanık mektubun üstüne. Bu bok şehrin dürzüleri çıkarken teker teker evlerinden, Kapıları çarpıp,çarpık gülüşleri yerleştirip yüzlerine, Ellerinde başları dönük,bakışları donuk bıçaklar... Gözlerinde sahte bıçkın sırıtışlar, Ağızlarında avlanmaya hevesli keskin dişleriyle Bense aheste düşüyorum köpek leşleriyle, Ağzı bok kokan her hatunun içine... Ve bırakıyorum nadasa küfür elçilerimi, Dikenli ellerimle çiziyorum ruhunun piçini!.. Şehir akarken yalnız ve güzel kanalizasyonun içine Fareler kemirir kutsal orospularını gecenin! Pezevenkler kapaklanır ellerinde tespihlerle secdeye! Çocuklar intihar eder her gece gökyüzünü delen minarelerin kalplerinde!.. Kurtlanırken beynim,aklım siyaha tutsak... Zafer bayrakları siktiğim her kadının göbek deliğinde! Dalgalanmakta utkum,uslanmış poyrazın pusu içinde! Günah mı duvarlar geveze,kadınlar suskun? Sorun bu yada bulun sorun!.. Surları yıkık,sırtı bana dönük sarhoş şehrin Saplantılı tutkulara sahip zengin piçleriyle caddelerde! "Kafirsen günah karlı bir iş!"demiştir Papazlar,çıkarırken pantolonlarını günah yerine! Şahit tanrım,şehit düştü her şehre!!! Bir elim hep sokaklarda,karanlık bekçisi... Dönük gözlerim sunulan altın tepsi içinde kan çanaklarına. Biraz çocukluğum biraz çamur içinde bekçinin damarları... Kırmızı kökler,sonbaharda hayat ağacı... Makineye bağlı yaşamlar, Ötenazi isteyen yaşlı gözler... Şehri becerenler var hepsinden öte Smokinler içinde,ellerinde buzlu viskiler! Felsefesi suskun dudaklarımda, Pandora çığlıklarım. Patlak öpücüklerle tadı kaçmış yalnızlıklarım... Sigortası yok,ayağı çoktan kaymış sütü bozuk mizacımın... Kutsal topraklar kanlar içinde!.. Düşman hattı meşgule alır kendini. Onüçünde afaroz üstüne engizisyon mahkemesi! Ruh-ül Kudüs uçurumun eşiğinde, Ezilirken tanrının gölgesi!!! Yıkar mabedlerini ve beyinlerini,düzen Metamorfozu dünyanın yirmibir gramda,biterken... Doğurgan döngüler içindeyim, Düştüm ortasına yalnız bir sperm!.. Oysa herşeyi bilirdim çok eskiden; Geldim gördüm yenildim ben!!! Herşey, Yine yeni yeniden!!! Neden tanrım?!? Neden?..
Uğur böceklerinin kabukları kırılgandır,kırılır Ve siyah benekler akar gider insan kanına karışıp farkedilmeden; Faili-meczup olur... Bilinen kelimelerin saldırgan alt-benlikleri olur Ve kullanılabilecek tüm alternatifleri teker teker yer bitirir,unuttururlar. Neon ışıklarının bir başka havası vardır. Şehirde hissettirir gören tüm gözlere kendini ama şehirli asla! Bir köy bakkalında bile olsa... İlham,kimi zaman kafanı bir pompalının namlusunda hissettirirken kimi zaman kuş tüyü olur gider uzaklara;farkettirmeden... Sahi,oralara uğradı mı benimki?
İlk defa sonsuz sefada Bir buz bir buz daha lütfen bardağa. Ahh...Bir iç çekişin senin kadın, İnan libidomu sekize katlamaya yeterli hep. Hep canımı dokuza tamamlamaya yeter kedim,senin sesin. Rakıma denizi kat bu gece. Kucağıma otur kulağıma fısılda yeter... Boynun senin ve göbek çukurun bir de, Cehennemde cennet hurisi görmekten beter... Beter gözlerin bi incinin okyanus dibinde parlamasından... Ve korkunç dudakların,sahte peygamberlerin şarap yaptığı kanlardan Daha tatlı inan daha ateşleyici bi tadın var! Ve küçük bir hikaye ikimizi ve birkaç gereksiz ayrıntıyı anlatan:
"Bir elma düşüyor cennetten kızıl tırnaklarına saplanıp kalıyor,kanıyor Benim ruhuma damlıyor,sunuyor aşk seni bana,"Kadın"senin adın! Bir elma daha düşüyor,bu defa benim başıma ve Sex'i icat ediyorum en testesteronperver duygularımla! Madam,romalılardan daha iyiyim bu işte yeminle! Düşüyoruz kuştüyünden en güzel yataklara... İçim dışıma,dışından içine;baldır bacak var bu işin içinde,ter var haz var! Ve birazda jalapeno biberi var yaramazlık yapanların diline damağına... Akım kapasitörü,kat üstüne kat kaloriferleri,kasırgalar altında yanıyor kasıklar... Bum!!!Orada birileri mi var?!? Ve yine bir elma düşüyor duvarın üstünden yuvarlanıyor,son yumurtada kırılıyor... Alice okurken kitabını,gözüne çarpıyor dünyanın en tüylü elması Kalkıp takip ediyor,günaha davet mantar tarlasında bitiyor. Drugs bebeğim,bu mantarlar iyi kafa yapıyor! Alice dolaşıyor "kafa"sına göre harikalar civarında Heidi'nin Peter'ini görüyor Görür görmez gönlü kayıyor Peter'e ...Peter de Alice'e... Masal bu ya rock'n roll işlerini bitiriyor. Güm!!!Hikaye iniltilerle sona eriyor."
!!!Tüm masallar hayatı kirletiyor!!!
Gerçek gün yüzüne biz temize çıkıyoruz. Biz güzel,aşk kattık rakıya hep su yerine. Biraz kavun,biraz bira bazen en güzel cila. Üç elma üçbin yıl beklendi buralarda. Aşk çok geç ama tam geldi ruhuma. Şarabıma kalbini kat kadın bu defa, Rakıma yakamozlarını,yalvartma... Kolların boynumda,dudağın dudağımda... Sarhoş olalım bu gece dost meclisinde Kabuğumuza çekilmeden önce,muhabbet bağında... Hedonist Bukowski üç karılı Vian'la karşımda! Tam kıvamımızdayız bu gece... Tam kıvamımızda!..
8 yorum var - 15 Ağustos 2008 21:41
Son darbeyi bekliyorum...
Tek kişilik bok çukurlarında çift kişilik cesetler Ki onlar bile ruhları sıkıştığında küfür ederler. Kusursuzluğun ortasında klişeleşmiş sözler... Ne konuşturur ne susmasını bilirler. Egoların patlak frenleri,gırtlaklarında sahte öfke sesleri Geberip giderken bile naylon cümleleri değerlileri Ah herşeyleri!..diğerleri şizofrenin neferleri.
Son yolcuyu bekliyorum...
İşte sırf bu yüzden Hikayeleri dinliyorum: "...Darağaçları bile karantinada toprağa küser Bileşik cümleler boz yolların sapağında bekler Tesadüfün sağanağında Tamah etmez eller, Melekler günleri günlere ekler..." Tümünü biliyorum ben,lanet! Tümüne gülüyorum,tümü ihanet! Çocuk oluyorum,çığlığı basıyorum! En acı günlere ... İnsanın dünyaya tecavüzüne! İnsanın cennete tecavüzüne !! İnsanın insana tecavüzüne !!! Ağlıyorum.
Son sancıyı bekliyorum...
Midemin tam ortasında. Bi kuş yuvasının en gürültülü sofrasında; Bi rakı masasında bu defa rock dinlemek istiyorum. Ara-besk kar etmez kalifiye kalbime. Mest etmez beni kumar kahinleri. Düş yukarı mesh et dudaklarını "Cinnet"in kangren şaraplarıyla
... Sarhoş ol ...Sarhoş kal ... Sarhoş öl ... Tüm camları alaşağı etmek istiyorum!!!
Son tanrıyı bekliyorum...
Dizelerin içinde. Şairleri şiirlere ekliyorum... Bi bok bulamıyorum. Boka bulanıyorum, Çukurlarında ölümün, Sarhoş doğuyorum bu defa, Tüm canları alaşağı ediyorum! Çığlık boğazımda düğümlenirken, Çocuk ölüyorum... Tanrı doğuyorum'!'!'!'
7 yorum var - 07 Ağustos 2008 17:18
Kendimi hatırladım son anda, Düşmeden KöprüAltın'dan zamana. KöprüAltın beni unuttu çoktan... Uzaklaşamadım oysa ben, Uzaktan tanıştığım 'Karanlık Yüzün'den. Köprü üstündeyim karışıyorum hayata Herşey gece yüzünden herşey karanlık Yüzünden okunuyor daralıyor yıllar Yılları kovalıyor...
*************************************** KöprüAltın'dayım bakakalıyorum. Dünya! Sen! Yakalanıyorum ve tadıyorum mecburen Tükeniyorum baktıkça tadına Duramıyorum... En izbe balolarında gökyüzünün, Dans ediyorum! Sözde güzellik salonlarında, Ölüme çarpıyorum! Bir sineğin çarptığı gibi camlara, Çarpıtıyorum ölümü ellerimle, "Kaza süsü" veriyorum kendime Tabii ki güzelleşiyorum! Duvarlara çakıyorum çivileyen bakışlarımı! Bileklerimde dünyanın en gümüşi balonları Ve ... Bebek yüzünü yakama takıyorum karanfil niyetine. Yeter ki tanı diye beni,ülkemi İdamları asıyorum balkona! Eksik biri -Eksi bir ...
**************************************** Atlıyorum KöprüAltın'dan Arınıyor adım aklanıyor sanım. Senin ten'in benim deri'm vardı Bir zamanlar Oysa,bir harf eksiktim hayata. Sen terliyorken ben üşüyordum aynı yatakta... "Bizim"yoktu arıyordum hala... Yüzümü kaybetmiştim aramadım asla... KöprüAltın'daydım damlıyordum sana Tüm altgeçitlerim ağlıyordu Gözyaşı değil rutubetti yalnızca! Bir vardı,baktım bir yoktu sonra... Sonra yollar asfalt kollar...
**************************************** KöprüAltın'dayım bugün yine... Serumla ayakta duruyor gökyüzü... Yeryüzü pasiflora kullanıyor hala... Görüyorum... Dökülüyorum... KöprüAltın'dayım sarhoşum... Ayaklarımın altında çürümeye devam ediyor dünya... Ve ben,sızıyorum gizlice karasularına senin... Göç ediyorum kervanlarımla,mültecilerimle,tüm rüyalarımla... Sarılıyorum keçeleşmiş kanatlarına Azrailin,sol yanına...
***************************************** Eşlik etmesemde artık hayata KöprüAltın duruyor dimdik ayakta hala!..
03-07-08/07-07-08-15:08
8 yorum var - 18 Temmuz 2008 22:15
Göremedim sevgilim Küf dokunuşları vardı yaşamın Senin yosun gözlerin saraken benim taştan bedenimi Hayallerim kök salmıştı çoktan hayata Ben artık uçamazdım Bunu da en iyi kodestekiler bilirdi Bin parmaklıkla tutukluydum karakollara Senin parmaklarına dokunamazken Anlayamazdı ya çocuklar Özgürlük oyundu onlar için Sende çocuktun Çocuklar kadar gözü karaydın Çocuklar kadar gözü aydın Herkesten özgürdü sarmaşık nefesin Herkesten daha alaydın
"Melekler en karanlık sarılan nurlardır." Kim fısıldamıştı bunları kulağıma? Hangi gece gelip girmiştin yatağıma? Utanıyorum şimdi sarılmadığım için sana Ayin kokusu vardı o sabahlarda,bariz kutsaldık Şimdiki zamanın hissizliğinden çok uzaktık Birinci tekil şahısla başlayan cümleler kurmazdık Şart koşulmuştuk sanki birbirimize Hep birinci çoğul şahıstık Lakin şimdi nerede olduğunu bile bilmiyorum Yanımdaymışsın gibi yapmayı deniyorum Farz edemiyorum
Güneş doğuyor gibi yapıyor Hergün aheste Bunun farkındayım Ama bunun deliler bile farkında güzelim Onlar bile farkında keman yaylarının artık Bilekleri kesmediğinin Artık hiç bir bakışın kalpleri bileyleyemediğinin Farkındalık üç kuruşa düşmüş Düşük yapmış kefenlerde indirim cazgırları Bağırıyorlar sağırlaşmış kulaklarıma Duyuyor musun? Sesin belki sadece bu yüzden kayıp Porselen yüzün bulanık Geçmişin gri tozlarında Görüyor musun propagandacı kalpleri Ben seni göremiyorum Hayır! Turuncu kokmuyorsun artık! Yeşil gülmüyorsun! Mavi ağlıyorum ben hala...
Çok üzgünüm artık hiç bir cümlemin içine O küçük gökkkuşağı tohumlarından koyamıyorum Onları bulamıyorum artık Biliyorum sende bulamıyorsun Yalnız birlikte olduğumuz zaman belirirlerdi onlar Bizim yağmur sonrası güleç gökyüzümüzde Ve sen eteğinde toplar sonra O koca kahverengi ceketimin cebine bırakırdın birer birer Ben senin dekoltenden içeri kelebek kanatları Ve sen gülerdin ötedünya bile çınlardı Ben ağlardım Yok yok gözüme birşey kaçardı. Gerçi son zamanlar gülümsemez olmuştun... Artık ne o koca kahverengi ceketim var Ne de senin ötedünyayı çınlatan gülüşlerin... Şimdi yine yağmur yağıyor buralara İçim yine daralıyor Seni beklemekten yoruldum Gel artık Gel artık Gel ...................
Ben deli değilim ezel Ben delil değilim Kurbanına tetiği çeken ben değilim Deli değilim ben delil hiç değilim Ceset yaladıktan sonra düşlerini fırçalayan Hepinizde var olan göt deliğiyim Sağdıcımla sevişen adi bi şerefsizim Perdeli gözlere önce pimapen döşerim Titrek bi izim sözlerden ardakalan Çarpar böler geceye giderim Sufiyim sofuyum gerekirse Kanatırım geceleri kelebek kanatları Ama delili değilim ben hiçbirşeyin !
Yetişkin kütükleriz artık... RTÜK karartmış hepimizi. İsim ve soyisimlerimiz yalnız başharflerimizden oluşur; Bir nüfus cüzdanı,altı vesikalık fotoğrafa tutuşturulur olmuş ruhumuz...
*************** Kendimizi arar arar bulamazdık, Çocukluğumuzda saklıydı artık ufak tefek mutluluklarımız. Her taşınışımızda, Yük ve eşya taşıyan kamyonetlerin kasalarında, Birşeyler unuttuk masumiyete dair... Eskiden yağmurlarda oyun oynarken, Artık yağmur yağınca şemsiye açıp kaçar olduk. Yağmurlarda saçlarımızdan yalnızca su damlaları akmadı; Yalnızca yağmur yağmazdı o zamanlar çünkü... Söyleyin kaç yıldır gökkuşağı görünce sevinemez, Gökteki uçağa el sallamaz, Salıncağa binmez olduk?!? Oyuncak için ağlamaz, Karanlıktan korkmaz, Rahatça ağlayamaz olduk?!? N'oldu peki??? Ben söyleyeyim: İstedikleri oldu! Büyüdük kocaman adam olduk...
Kelepir bedenler antik ruhların gölgesinde Bir saatçi uykusu koynumda ulu çınarlar salınır aheste Korkusudur rüyaları bin asırlık yalnızların Issızlık türküsüdür atları boşlukta mahmuzlayan yıldızların
****************** Tablolar küflenir amerikan bezlerinin altında Bir ev hayal edin ki çürümüşlük damarlarını sarmakta Gözyaşları düşmüş pembe-kor hayallerin ardı-sıra Aşıkların etsiz-tüfeksiz kavgası var kalbimde, Tütünden yaşarmış gözlerim. Çekilmiş setler ellerime, Kaygısız bir sefaletteyim.
************************** Sarı gazozlar içerdik eskiden, Biriktirirdik kapaklarını teneke kutuların içinde. Tüm eski dostlar düşerken birer birer Hayatın yorucu vesvesesine Bir ibnenin gülüşü Bir de çocukluğum kaldı ellerimde...
Sarkıyo sarmaşıklarım Saramadıkları boşluktan Artık akmayan pınarlara Bir zamanlar gözyaşı dökerlerdi ki Kalbiydi pınarın kaynağı Ama o çocuk ağlamayı çoktan unuttu. Sözleri sustu. Susturuldu. Korktu çünkü. Evet korkaktı;biliyordu ki yaşamı korktu. Biliyordu yaşadıklarını sananlar yaşamasını bilmeyenlerdi. Ansızın bir gece, Hüzünlü bir melodi duydu. Sarıldı yastığına-zavallının bir ayıcığı bile yoktu-. Ve son gözyaşlarını yastığına gömdü. Dudaklarını ısırdı. Sustu... Sessizce, Sakince Toprağa verdi; Duygularını,saflığını,çocukluğunu. Uyudu. Uyandığındaysa yatağında yoktu. Kaybettim o çocuğu... Bana küstü. Bulursanız basın tetiğe, Ve öldürün onu!!!
Aşk geri gelmeyecek, Küfretmeyecek dünyaya. Güzel olan herşey çürüyecek, Akıp gidecek onunla. Kor alevler nefesini saracak, Ses tellerini koparacak usulca. Kulakları kucaklaşacak, Sessizlik sancılarıyla. Hayat kavrayacak ellerinden, Kafasını sakatlayacak. Tahtı sallanacak, Tatlı tatlı uyuyacak Araf'a. Ağlayacak hüzünle, Gözlerinde süzülen martı sesleri. Safdillilikle anlatacak güzel sesi, Herşeyi... (P)udrala yüzünü yine nolur... (İ)steyen sensin ya bunu;maskele nolur... (A)l işte ağlıyorum yine;bu sefer gitme nolur...
Pes edip kestim bu defa bileklerimi! Kendimi bağladım dolunaya. Karadul kadavra halim benim. Halim-selim bir adamken ben, Duvarlarımda savaş tanrıları asılı şimdi! Akınlara gidiyorum; Aşkı akıtırken kalbimden bağırsaklarıma... Sadistik mastürbasyon mahsülü meleklerle el verirken Ritmik bir evcilik oyunu tutturuyorum. Dikişlerim tutmazken Regl oluyorum dünyaya. Kargaşa uyanışın arifesi... Minarelere tutkun nefesim... Nefs-i müdafaa bu seferim... Seyyahlık hali... Fetişist kurbanlarım Masumların tımarhanesinde hala. İdrar tahlili tadında kızıl dudaklara boğulu rüyalarım! Sardunyalar açtı soğuk cehennemimde, Kurbağalar şaha kalktı. Cenabet bir kasım sarsıntısı... Solucanlarını soludum karbondioksit varsılı dünyanın... Masif karatahtalar çürüyor Agresif gözlerimin önünde! Çamura batıyor kulaklarım. Dualarım mı batıyor teninize,duyamadım?!? Ah! Faka bastım! Ama hayır,yorulmadım! Sirküle ettim ruhumu! Hava aldım... Ve hava bastım pis nefesinize. Hayat hikayem bu benim, Hatalıysam arayın !!!
Siyaha boya gözlerimi;siyaha dola Kirlet küvetimi,karalar bağla Soğuğa ağla benim için,sıcağı dağla Karart düşlerini korkum için,sanrını kolla Bir sevinç ör,delilikle katla Ruhumu al içine eskitip sakla...
|
|