Ruhsal Atıklar

0 yorum var - 16 Kasım 2008 19:44

Ruhumun zulalarını patlatırken bir bir Eros'un hergeleleri,
Lodos son kanını akıtmıştı ucu yanık mektubun üstüne.
Bu bok şehrin dürzüleri çıkarken teker teker evlerinden,
Kapıları çarpıp,çarpık gülüşleri yerleştirip yüzlerine,
Ellerinde başları dönük,bakışları donuk bıçaklar...
Gözlerinde sahte bıçkın sırıtışlar,
Ağızlarında avlanmaya hevesli keskin dişleriyle
Bense aheste düşüyorum köpek leşleriyle,
Ağzı bok kokan her hatunun içine...
Ve bırakıyorum nadasa küfür elçilerimi,
Dikenli ellerimle çiziyorum ruhunun piçini!..
Şehir akarken yalnız ve güzel kanalizasyonun içine
Fareler kemirir kutsal orospularını gecenin!
Pezevenkler kapaklanır ellerinde tespihlerle secdeye!
Çocuklar intihar eder her gece gökyüzünü delen minarelerin kalplerinde!..
Kurtlanırken beynim,aklım siyaha tutsak...
Zafer bayrakları siktiğim her kadının göbek deliğinde!
Dalgalanmakta utkum,uslanmış poyrazın pusu içinde!
Günah mı duvarlar geveze,kadınlar suskun?
Sorun bu yada bulun sorun!..
Surları yıkık,sırtı bana dönük sarhoş şehrin
Saplantılı tutkulara sahip zengin piçleriyle caddelerde!
"Kafirsen günah karlı bir iş!"demiştir
Papazlar,çıkarırken pantolonlarını günah yerine!
Şahit tanrım,şehit düştü her şehre!!!
Bir elim hep sokaklarda,karanlık bekçisi...
Dönük gözlerim sunulan altın tepsi içinde kan çanaklarına.
Biraz çocukluğum biraz çamur içinde bekçinin damarları...
Kırmızı kökler,sonbaharda hayat ağacı...
Makineye bağlı yaşamlar,
Ötenazi isteyen yaşlı gözler...
Şehri becerenler var hepsinden öte
Smokinler içinde,ellerinde buzlu viskiler!
Felsefesi suskun dudaklarımda,
Pandora çığlıklarım.
Patlak öpücüklerle tadı kaçmış yalnızlıklarım...
Sigortası yok,ayağı çoktan kaymış sütü bozuk mizacımın...
Kutsal topraklar kanlar içinde!..
Düşman hattı meşgule alır kendini.
Onüçünde afaroz üstüne engizisyon mahkemesi!
Ruh-ül Kudüs uçurumun eşiğinde,
Ezilirken tanrının gölgesi!!!
Yıkar mabedlerini ve beyinlerini,düzen
Metamorfozu dünyanın yirmibir gramda,biterken...
Doğurgan döngüler içindeyim,
Düştüm ortasına yalnız bir sperm!..
Oysa herşeyi bilirdim çok eskiden;
Geldim gördüm yenildim ben!!!
Herşey,
Yine yeni yeniden!!!
Neden tanrım?!?
Neden?..

1 yorum var - 28 Eylül 2008 23:17

Uğur böceklerinin kabukları kırılgandır,kırılır
Ve siyah benekler akar gider insan kanına karışıp farkedilmeden;
Faili-meczup olur...
Bilinen kelimelerin saldırgan alt-benlikleri olur
Ve kullanılabilecek tüm alternatifleri teker teker yer bitirir,unuttururlar.
Neon ışıklarının bir başka havası vardır.
Şehirde hissettirir gören tüm gözlere kendini ama şehirli asla!
Bir köy bakkalında bile olsa...
İlham,kimi zaman kafanı bir pompalının namlusunda hissettirirken kimi zaman kuş tüyü olur gider uzaklara;farkettirmeden...
Sahi,oralara uğradı mı benimki?

2 yorum var - 10 Eylül 2008 22:06

İlk defa sonsuz sefada
Bir buz bir buz daha lütfen bardağa.
Ahh...Bir iç çekişin senin kadın,
İnan libidomu sekize katlamaya yeterli hep.
Hep canımı dokuza tamamlamaya yeter kedim,senin sesin.
Rakıma denizi kat bu gece.
Kucağıma otur kulağıma fısılda yeter...
Boynun senin ve göbek çukurun bir de,
Cehennemde cennet hurisi görmekten beter...
Beter gözlerin bi incinin okyanus dibinde parlamasından...
Ve korkunç dudakların,sahte peygamberlerin şarap yaptığı kanlardan
Daha tatlı inan daha ateşleyici bi tadın var!
Ve küçük bir hikaye ikimizi ve birkaç gereksiz ayrıntıyı anlatan:

"Bir elma düşüyor cennetten kızıl tırnaklarına saplanıp kalıyor,kanıyor
Benim ruhuma damlıyor,sunuyor aşk seni bana,"Kadın"senin adın!
Bir elma daha düşüyor,bu defa benim başıma ve
Sex'i icat ediyorum en testesteronperver duygularımla!
Madam,romalılardan daha iyiyim bu işte yeminle!
Düşüyoruz kuştüyünden en güzel yataklara...
İçim dışıma,dışından içine;baldır bacak var bu işin içinde,ter var haz var!
Ve birazda jalapeno biberi var yaramazlık yapanların diline damağına...
Akım kapasitörü,kat üstüne kat kaloriferleri,kasırgalar altında yanıyor kasıklar...
Bum!!!Orada birileri mi var?!?
Ve yine bir elma düşüyor duvarın üstünden yuvarlanıyor,son yumurtada kırılıyor...
Alice okurken kitabını,gözüne çarpıyor dünyanın en tüylü elması
Kalkıp takip ediyor,günaha davet mantar tarlasında bitiyor.
Drugs bebeğim,bu mantarlar iyi kafa yapıyor!
Alice dolaşıyor "kafa"sına göre harikalar civarında
Heidi'nin Peter'ini görüyor
Görür görmez gönlü kayıyor Peter'e
...Peter de Alice'e...
Masal bu ya rock'n roll işlerini bitiriyor.
Güm!!!Hikaye iniltilerle sona eriyor."

!!!Tüm masallar hayatı kirletiyor!!!

Gerçek gün yüzüne biz temize çıkıyoruz.
Biz güzel,aşk kattık rakıya hep su yerine.
Biraz kavun,biraz bira bazen en güzel cila.
Üç elma üçbin yıl beklendi buralarda.
Aşk çok geç ama tam geldi ruhuma.
Şarabıma kalbini kat kadın bu defa,
Rakıma yakamozlarını,yalvartma...
Kolların boynumda,dudağın dudağımda...
Sarhoş olalım bu gece dost meclisinde
Kabuğumuza çekilmeden önce,muhabbet bağında...
Hedonist Bukowski üç karılı Vian'la karşımda!
Tam kıvamımızdayız bu gece...
Tam kıvamımızda!..

8 yorum var - 15 Ağustos 2008 21:41

Son darbeyi bekliyorum...

Tek kişilik bok çukurlarında çift kişilik cesetler
Ki onlar bile ruhları sıkıştığında küfür ederler.
Kusursuzluğun ortasında klişeleşmiş sözler...
Ne konuşturur ne susmasını bilirler.
Egoların patlak frenleri,gırtlaklarında sahte öfke sesleri
Geberip giderken bile naylon cümleleri değerlileri
Ah herşeyleri!..diğerleri şizofrenin neferleri.

Son yolcuyu bekliyorum...

İşte sırf bu yüzden
Hikayeleri dinliyorum:
"...Darağaçları bile karantinada toprağa küser
Bileşik cümleler boz yolların sapağında bekler
Tesadüfün sağanağında
Tamah etmez eller,
Melekler günleri günlere ekler..."
Tümünü biliyorum ben,lanet!
Tümüne gülüyorum,tümü ihanet!
Çocuk oluyorum,çığlığı basıyorum!
En acı günlere ...
İnsanın dünyaya tecavüzüne!
İnsanın cennete tecavüzüne !!
İnsanın insana tecavüzüne !!!
Ağlıyorum.

Son sancıyı bekliyorum...

Midemin tam ortasında.
Bi kuş yuvasının en gürültülü sofrasında;
Bi rakı masasında bu defa rock dinlemek istiyorum.
Ara-besk kar etmez kalifiye kalbime.
Mest etmez beni kumar kahinleri.
Düş yukarı mesh et dudaklarını
"Cinnet"in kangren şaraplarıyla ... Sarhoş ol ...Sarhoş kal ... Sarhoş öl ...
Tüm camları alaşağı etmek istiyorum!!!

Son tanrıyı bekliyorum...

Dizelerin içinde.
Şairleri şiirlere ekliyorum...
Bi bok bulamıyorum.
Boka bulanıyorum,
Çukurlarında ölümün,
Sarhoş doğuyorum bu defa,
Tüm canları alaşağı ediyorum!
Çığlık boğazımda düğümlenirken,
Çocuk ölüyorum...
Tanrı doğuyorum'!'!'!'

7 yorum var - 07 Ağustos 2008 17:18

Kendimi hatırladım son anda,
Düşmeden KöprüAltın'dan zamana.
KöprüAltın beni unuttu çoktan...
Uzaklaşamadım oysa ben,
Uzaktan tanıştığım 'Karanlık Yüzün'den.
Köprü üstündeyim karışıyorum hayata
Herşey gece yüzünden herşey karanlık
Yüzünden okunuyor daralıyor yıllar
Yılları kovalıyor...

***************************************
KöprüAltın'dayım bakakalıyorum.
Dünya!
Sen!
Yakalanıyorum ve tadıyorum mecburen
Tükeniyorum baktıkça tadına
Duramıyorum...
En izbe balolarında gökyüzünün,
Dans ediyorum!
Sözde güzellik salonlarında,
Ölüme çarpıyorum!
Bir sineğin çarptığı gibi camlara,
Çarpıtıyorum ölümü ellerimle,
"Kaza süsü" veriyorum kendime
Tabii ki güzelleşiyorum!
Duvarlara çakıyorum çivileyen bakışlarımı!
Bileklerimde dünyanın en gümüşi balonları
Ve ...
Bebek yüzünü yakama takıyorum karanfil niyetine.
Yeter ki tanı diye beni,ülkemi
İdamları asıyorum balkona!
Eksik biri
-Eksi bir
... ****************************************
Atlıyorum KöprüAltın'dan
Arınıyor adım aklanıyor sanım.
Senin ten'in benim deri'm vardı
Bir zamanlar
Oysa,bir harf eksiktim hayata.
Sen terliyorken ben üşüyordum aynı yatakta...
"Bizim"yoktu arıyordum hala...
Yüzümü kaybetmiştim aramadım asla...
KöprüAltın'daydım damlıyordum sana
Tüm altgeçitlerim ağlıyordu
Gözyaşı değil rutubetti yalnızca!
Bir vardı,baktım bir yoktu sonra...
Sonra yollar asfalt kollar...

****************************************
KöprüAltın'dayım bugün yine...
Serumla ayakta duruyor gökyüzü...
Yeryüzü pasiflora kullanıyor hala...
Görüyorum...
Dökülüyorum...
KöprüAltın'dayım sarhoşum...
Ayaklarımın altında çürümeye devam ediyor dünya...
Ve ben,sızıyorum gizlice karasularına senin...
Göç ediyorum kervanlarımla,mültecilerimle,tüm rüyalarımla...
Sarılıyorum keçeleşmiş kanatlarına
Azrailin,sol yanına...

*****************************************
Eşlik etmesemde artık hayata
KöprüAltın duruyor dimdik ayakta hala!..

03-07-08/07-07-08-15:08

8 yorum var - 18 Temmuz 2008 22:15

Göremedim sevgilim
Küf dokunuşları vardı yaşamın
Senin yosun gözlerin saraken benim taştan bedenimi
Hayallerim kök salmıştı çoktan hayata
Ben artık uçamazdım
Bunu da en iyi kodestekiler bilirdi
Bin parmaklıkla tutukluydum karakollara
Senin parmaklarına dokunamazken
Anlayamazdı ya çocuklar
Özgürlük oyundu onlar için
Sende çocuktun
Çocuklar kadar gözü karaydın
Çocuklar kadar gözü aydın
Herkesten özgürdü sarmaşık nefesin
Herkesten daha alaydın

"Melekler en karanlık sarılan nurlardır."
Kim fısıldamıştı bunları kulağıma?
Hangi gece gelip girmiştin yatağıma?
Utanıyorum şimdi sarılmadığım için sana
Ayin kokusu vardı o sabahlarda,bariz kutsaldık
Şimdiki zamanın hissizliğinden çok uzaktık
Birinci tekil şahısla başlayan cümleler kurmazdık
Şart koşulmuştuk sanki birbirimize
Hep birinci çoğul şahıstık
Lakin şimdi nerede olduğunu bile bilmiyorum
Yanımdaymışsın gibi yapmayı deniyorum
Farz edemiyorum

Güneş doğuyor gibi yapıyor
Hergün aheste
Bunun farkındayım
Ama bunun deliler bile farkında güzelim
Onlar bile farkında keman yaylarının artık
Bilekleri kesmediğinin
Artık hiç bir bakışın kalpleri bileyleyemediğinin
Farkındalık üç kuruşa düşmüş
Düşük yapmış kefenlerde indirim cazgırları
Bağırıyorlar sağırlaşmış kulaklarıma
Duyuyor musun?
Sesin belki sadece bu yüzden kayıp
Porselen yüzün bulanık
Geçmişin gri tozlarında
Görüyor musun propagandacı kalpleri
Ben seni göremiyorum
Hayır!
Turuncu kokmuyorsun artık!
Yeşil gülmüyorsun!
Mavi ağlıyorum ben hala...

Çok üzgünüm artık hiç bir cümlemin içine
O küçük gökkkuşağı tohumlarından koyamıyorum
Onları bulamıyorum artık
Biliyorum sende bulamıyorsun
Yalnız birlikte olduğumuz zaman belirirlerdi onlar
Bizim yağmur sonrası güleç gökyüzümüzde
Ve sen eteğinde toplar sonra
O koca kahverengi ceketimin cebine bırakırdın birer birer
Ben senin dekoltenden içeri kelebek kanatları
Ve sen gülerdin ötedünya bile çınlardı
Ben ağlardım
Yok yok gözüme birşey kaçardı.
Gerçi son zamanlar gülümsemez olmuştun...
Artık ne o koca kahverengi ceketim var
Ne de senin ötedünyayı çınlatan gülüşlerin...
Şimdi yine yağmur yağıyor buralara
İçim yine daralıyor
Seni beklemekten yoruldum
Gel artık
Gel artık
Gel
...................

6 yorum var - 27 Mayıs 2008 21:21

Ben deli değilim ezel
Ben delil değilim
Kurbanına tetiği çeken ben değilim
Deli değilim ben delil hiç değilim
Ceset yaladıktan sonra düşlerini fırçalayan
Hepinizde var olan göt deliğiyim
Sağdıcımla sevişen adi bi şerefsizim
Perdeli gözlere önce pimapen döşerim
Titrek bi izim sözlerden ardakalan
Çarpar böler geceye giderim
Sufiyim sofuyum gerekirse
Kanatırım geceleri kelebek kanatları
Ama delili değilim ben hiçbirşeyin
!

3 yorum var - 10 Mayıs 2008 23:18

Yetişkin kütükleriz artık...
RTÜK karartmış hepimizi.
İsim ve soyisimlerimiz yalnız başharflerimizden oluşur;
Bir nüfus cüzdanı,altı vesikalık fotoğrafa tutuşturulur olmuş ruhumuz... ***************
Kendimizi arar arar bulamazdık,
Çocukluğumuzda saklıydı artık ufak tefek mutluluklarımız.
Her taşınışımızda,
Yük ve eşya taşıyan kamyonetlerin kasalarında,
Birşeyler unuttuk masumiyete dair...
Eskiden yağmurlarda oyun oynarken,
Artık yağmur yağınca şemsiye açıp kaçar olduk.
Yağmurlarda saçlarımızdan yalnızca su damlaları akmadı;
Yalnızca yağmur yağmazdı o zamanlar çünkü...
Söyleyin kaç yıldır gökkuşağı görünce sevinemez,
Gökteki uçağa el sallamaz,
Salıncağa binmez olduk?!?
Oyuncak için ağlamaz,
Karanlıktan korkmaz,
Rahatça ağlayamaz olduk?!?
N'oldu peki???
Ben söyleyeyim:
İstedikleri oldu!
Büyüdük kocaman adam olduk...

1 yorum var - 05 Nisan 2008 23:28

Kelepir bedenler antik ruhların gölgesinde
Bir saatçi uykusu koynumda ulu çınarlar salınır aheste
Korkusudur rüyaları bin asırlık yalnızların
Issızlık türküsüdür atları boşlukta mahmuzlayan yıldızların ******************
Tablolar küflenir amerikan bezlerinin altında
Bir ev hayal edin ki çürümüşlük damarlarını sarmakta
Gözyaşları düşmüş pembe-kor hayallerin ardı-sıra
Aşıkların etsiz-tüfeksiz kavgası var kalbimde,
Tütünden yaşarmış gözlerim.
Çekilmiş setler ellerime,
Kaygısız bir sefaletteyim.

**************************
Sarı gazozlar içerdik eskiden,
Biriktirirdik kapaklarını teneke kutuların içinde.
Tüm eski dostlar düşerken birer birer
Hayatın yorucu vesvesesine
Bir ibnenin gülüşü
Bir de çocukluğum kaldı ellerimde...

1 yorum var - 23 Mart 2008 22:01

Sarkıyo sarmaşıklarım
Saramadıkları boşluktan
Artık akmayan pınarlara
Bir zamanlar gözyaşı dökerlerdi ki
Kalbiydi pınarın kaynağı
Ama o çocuk ağlamayı çoktan unuttu.
Sözleri sustu.
Susturuldu.
Korktu çünkü.
Evet korkaktı;biliyordu ki yaşamı korktu.
Biliyordu yaşadıklarını sananlar yaşamasını bilmeyenlerdi.
Ansızın bir gece,
Hüzünlü bir melodi duydu.
Sarıldı yastığına-zavallının bir ayıcığı bile yoktu-.
Ve son gözyaşlarını yastığına gömdü.
Dudaklarını ısırdı.
Sustu...
Sessizce,
Sakince
Toprağa verdi;
Duygularını,saflığını,çocukluğunu.
Uyudu.
Uyandığındaysa yatağında yoktu.
Kaybettim o çocuğu...
Bana küstü.
Bulursanız basın tetiğe,
Ve öldürün onu!!!

1 yorum var - 22 Mart 2008 00:55

Aşk geri gelmeyecek,
Küfretmeyecek dünyaya.
Güzel olan herşey çürüyecek,
Akıp gidecek onunla.
Kor alevler nefesini saracak,
Ses tellerini koparacak usulca.
Kulakları kucaklaşacak,
Sessizlik sancılarıyla.
Hayat kavrayacak ellerinden,
Kafasını sakatlayacak.
Tahtı sallanacak,
Tatlı tatlı uyuyacak Araf'a.
Ağlayacak hüzünle,
Gözlerinde süzülen martı sesleri.
Safdillilikle anlatacak güzel sesi,
Herşeyi...
(P)udrala yüzünü yine nolur...
(İ)steyen sensin ya bunu;maskele nolur...
(A)l işte ağlıyorum yine;bu sefer gitme nolur...

2 yorum var - 14 Mart 2008 20:01

Pes edip kestim bu defa bileklerimi!
Kendimi bağladım dolunaya.
Karadul kadavra halim benim.
Halim-selim bir adamken ben,
Duvarlarımda savaş tanrıları asılı şimdi!
Akınlara gidiyorum;
Aşkı akıtırken kalbimden bağırsaklarıma...
Sadistik mastürbasyon mahsülü meleklerle el verirken
Ritmik bir evcilik oyunu tutturuyorum.
Dikişlerim tutmazken
Regl oluyorum dünyaya.
Kargaşa uyanışın arifesi...
Minarelere tutkun nefesim...
Nefs-i müdafaa bu seferim...
Seyyahlık hali...
Fetişist kurbanlarım
Masumların tımarhanesinde hala.
İdrar tahlili tadında kızıl dudaklara boğulu rüyalarım!
Sardunyalar açtı soğuk cehennemimde,
Kurbağalar şaha kalktı.
Cenabet bir kasım sarsıntısı...
Solucanlarını soludum karbondioksit varsılı dünyanın...
Masif karatahtalar çürüyor
Agresif gözlerimin önünde!
Çamura batıyor kulaklarım.
Dualarım mı batıyor teninize,duyamadım?!?
Ah!
Faka bastım!
Ama hayır,yorulmadım!
Sirküle ettim ruhumu!
Hava aldım...
Ve hava bastım pis nefesinize.
Hayat hikayem bu benim,
Hatalıysam arayın
!!!

2 yorum var - 08 Mart 2008 19:44

Siyaha boya gözlerimi;siyaha dola
Kirlet küvetimi,karalar bağla
Soğuğa ağla benim için,sıcağı dağla
Karart düşlerini korkum için,sanrını kolla
Bir sevinç ör,delilikle katla
Ruhumu al içine eskitip sakla...

Elesis hakkında:

şu an yaşadığı yer İstanbul. Şehirbaz olarak çalışıyor.