Ruhsal Atıklar

blog'a geri dön

8 yorum var - 18 Temmuz 2008 22:15

Göremedim sevgilim
Küf dokunuşları vardı yaşamın
Senin yosun gözlerin saraken benim taştan bedenimi
Hayallerim kök salmıştı çoktan hayata
Ben artık uçamazdım
Bunu da en iyi kodestekiler bilirdi
Bin parmaklıkla tutukluydum karakollara
Senin parmaklarına dokunamazken
Anlayamazdı ya çocuklar
Özgürlük oyundu onlar için
Sende çocuktun
Çocuklar kadar gözü karaydın
Çocuklar kadar gözü aydın
Herkesten özgürdü sarmaşık nefesin
Herkesten daha alaydın

"Melekler en karanlık sarılan nurlardır."
Kim fısıldamıştı bunları kulağıma?
Hangi gece gelip girmiştin yatağıma?
Utanıyorum şimdi sarılmadığım için sana
Ayin kokusu vardı o sabahlarda,bariz kutsaldık
Şimdiki zamanın hissizliğinden çok uzaktık
Birinci tekil şahısla başlayan cümleler kurmazdık
Şart koşulmuştuk sanki birbirimize
Hep birinci çoğul şahıstık
Lakin şimdi nerede olduğunu bile bilmiyorum
Yanımdaymışsın gibi yapmayı deniyorum
Farz edemiyorum

Güneş doğuyor gibi yapıyor
Hergün aheste
Bunun farkındayım
Ama bunun deliler bile farkında güzelim
Onlar bile farkında keman yaylarının artık
Bilekleri kesmediğinin
Artık hiç bir bakışın kalpleri bileyleyemediğinin
Farkındalık üç kuruşa düşmüş
Düşük yapmış kefenlerde indirim cazgırları
Bağırıyorlar sağırlaşmış kulaklarıma
Duyuyor musun?
Sesin belki sadece bu yüzden kayıp
Porselen yüzün bulanık
Geçmişin gri tozlarında
Görüyor musun propagandacı kalpleri
Ben seni göremiyorum
Hayır!
Turuncu kokmuyorsun artık!
Yeşil gülmüyorsun!
Mavi ağlıyorum ben hala...

Çok üzgünüm artık hiç bir cümlemin içine
O küçük gökkkuşağı tohumlarından koyamıyorum
Onları bulamıyorum artık
Biliyorum sende bulamıyorsun
Yalnız birlikte olduğumuz zaman belirirlerdi onlar
Bizim yağmur sonrası güleç gökyüzümüzde
Ve sen eteğinde toplar sonra
O koca kahverengi ceketimin cebine bırakırdın birer birer
Ben senin dekoltenden içeri kelebek kanatları
Ve sen gülerdin ötedünya bile çınlardı
Ben ağlardım
Yok yok gözüme birşey kaçardı.
Gerçi son zamanlar gülümsemez olmuştun...
Artık ne o koca kahverengi ceketim var
Ne de senin ötedünyayı çınlatan gülüşlerin...
Şimdi yine yağmur yağıyor buralara
İçim yine daralıyor
Seni beklemekten yoruldum
Gel artık
Gel artık
Gel
...................

beklemek hiç bu denli işkenceli olmamıştı...
gelmeyeceğini bile bile beklemek benimkisi ama
yine de umutlar biriktirmeye devam ediyorum işte!
..
özledim sesini...gülüşünü...sevgini...
herşeyimle,hiçbir şeyim sayende...
gel diye bağırdıkça sesim bana geri dönüyor boşlukta...
gel de doldur bu boşluğu;ses ol,sesim ol...nefesim ol...

karanlktangeldim  18 Temmuz 2008 22:36  

sahildeki yürüyüş..
belki biri belki biri...

lallin  18 Temmuz 2008 23:16  

seni beklemekten yoruldum:(

angelblue  18 Temmuz 2008 23:36  

öbürlerinden daha iyi lan... cümle kullanımı, anlatım, cümlelerde tasarruf... iyi olmuş.. eline sağlık..:))

birunsatan gulfiros  19 Temmuz 2008 00:00  

Teşekkür ederim yorumlara...

Elesis  19 Temmuz 2008 00:24  

daha iyisini yapabilirsin...durmak yok çalışmaya devam!
not;ben az bıyık kullanıyorum ya siz?

Lith Kaimel  19 Temmuz 2008 17:08  

Beni öldürdün , artık özgürsün ! Gelme artık neye yarar ?

...

Ercestbeau  19 Temmuz 2008 17:58  

Turuncu kokmuyorsun artık!
Yeşil gülmüyorsun!
Mavi ağlıyorum ben hala...

harikasın ..

alizya06  20 Temmuz 2008 19:46  
bu yazıya puanı basanlar: